Değişim Korkusunun Arkeolojisi
İnsan değişimden korkar.
Bu cümle binlerce yıllık bir gerçekliktir. İnsan bilmediğini önce “tehlikeli”, sonra “şeytan işi”, ardından “deccal” olarak tanımlar ve en sonunda da “olmazsa olmaz” ilan eder.
Yaşı yeterince olanlar hatırlar:
Televizyon giren eve “melek girmez” derlerdi.
Bisiklete “şeytan arabası” denirdi.
Topla oynayanlar azarlanır, o top “Hüseyin’in başıdır” derlerdi.
Oysa bu sadece bize özgü değil.
İnsan türünün kolektif refleksi bu:
Bilmediğini karalamak, tanıdıkça benimsemek.
Bunu anlamak için geriye doğru bir yürüyüş yapalım.
Tarihin 10 basamağı…
Her biri bugün yapay zekâya duyulan korkunun eski bir kopyası gibi.
1. Yazı (M.Ö. ~3000) — Hafızayı Öldürür Mü?
Platon, Mısır Kralı Thamus’un yazı için şöyle dediğini aktarır:
“Yazı hafızayı öldürecek. İnsanları tembel ve ahmak yapacak.”
Düşünsene…
Bugün “insanı aptallaştırıyor” denen şey eskiden yazıya söyleniyordu.
Bugünse yazı, uygarlığın omurgası.
2. Alfabe — Dilin Ruhunu Bozmak
İnsanlar ilk kez sesleri işaretlere dökünce toplumun yaşlıları şöyle dedi:
“Dilimiz bozulacak. İnsanlar eskisi gibi konuşamayacak.”
Bugün hepimiz alfabenin içinde yaşıyoruz.
3. Matbaa (15. yüzyıl) — Şeytanın Makineleri
Matbaa Avrupa’da yasaklandı.
Kilise “insanları yoldan çıkaracak” dedi.
Bazı şehirlerde matbaalar taşlandı.
Müslüman coğrafyada “deccal icadı” dendi.
Bugün kitap okumayanlara kızıyoruz.
4. Saat — Tanrı’nın Zamanına Müdahale
Mekanik saat Avrupa’ya ilk girdiğinde:
“İnsan Tanrı’nın zamanını ölçemez!”
diye yasaklanmaya çalışıldı.
Bugün saat olmadan hayat yürümüyor.
5. Kızılötesi, Mikroskop — Görmememiz Gerekeni Görüyoruz
İnsan göze görünmeyeni gösteren her şeye düşman oldu:
“Tanrı’nın gizlediğini açıyorsunuz!”
Bugün mikroskop tıbbın temel aracı.
6. Elektrik — İnsanları Kör Edecek
Elektrikli lambaya ilk karşı çıkanlar:
“Gözleri bozar, yangın çıkarır, şeytani bir güç.”
Bugün elektriksiz tek bir gün yok.
7. Telefon — Şeytanın Sesi Kabloda
Telefon ilk çıktığında insanlar kablonun içinde cin dolaştığını sandı.
“Evin içini ifritler basacak” deniyordu.
Bugün telefonsuz bir saat geçiremiyoruz.
8. Buhar Makinesi ve Tren — İnsan Bedeni Dayanamaz
“Tren 40 km hızla giderse insanların beyni kaynar.”
“Kadınların rahmi zarar görür.”
“İnsan vücudu böyle bir hız için yaratılmadı.”
Bugün uçakla 900 km hızla gidiyoruz. Öyle ki 5 dakikalık rötara tahammülümüz yok.
9. Televizyon — Evde Deccal Var
Televizyonu şeytan gibi gören milyonlar vardı.
Hatta bazı imamlar “televizyonlu eve melek girmez” dedi.
Bugün televizyon kimseyi heyecanlandırmıyor bile.
10. İnternet — Küresel Bir Şer Makinesi
1990’larda bir kesim interneti “ahlaksızlık makinesi” ilan etti.
Bazıları da “insanlığı bitirecek küresel deccal düzeni” dedi.
Bugün internet nefes almamız gibi doğal.
Ve Geldik Bugüne: Yapay Zekâ
Bugün yapay zekâ için söylenenler…
Aslında yazıya, matbaaya, elektriğe, telefona, internete söylenenlerin birebir aynısı:
“İnsanlığın sonu olacak.”
“İşleri bitirecek.”
“Şeytan icadı.”
“İnsanı tembel aptal yapacak.”
İnsanlığın hafızası kısa ama korkuları uzun.
Her yeniliği önce yaraya tuz gibi algılayıp, sonra merheme çeviriyoruz.
Peki işin gerçeği ne?
Teknoloji ne iyi ne kötüdür.
Ona verdiğimiz anlam belirler:
- Su öldürür ama aynı su hayat verir.
- Ateş yakar ama aynı ateş yemek pişirir.
- Telefon bağımlılık yapar ama aynı telefon hayat kurtarır.
- Yapay zekâ tehdit olabilir ama aynı yapay zekâ milyonlara bilgi, kolaylık ve zaman kazandırır.
Önemli olan:
İlişkiyi biz kuruyoruz.
Nereye evrileceğini teknoloji değil, insan belirliyor.
Yapay zekâ da bundan farklı değil.
Bir alet.
Bizim zayıflığımızı büyütebilir ama aklımızı da büyütebilir.
İnsanı yalnızlaştırabilir ama insanı daha özgür de kılabilir.
Teknoloji, insanla kurduğu ilişki kadar iyidir.
Korkunun değil, merakın yönettiği bir ilişki.
Son Söz: Değişiklikten Korkmayın
Yazı bizi öldürmedi.
Matbaa bizi yozlaştırmadı.
Elektrik ruhumuzu çalmadı.
Telefon cinleri getirmedi.
İnternet insanlığı yok etmedi.
Ve yapay zekâ da insanlığı yok etmeyecek.
Ama bir şeyi kesinlikle yapacak:
İnsanlığın sınırlarını genişletecek.
Tıpkı yazının, matbaanın ve elektriğin yaptığı gibi.


Yorum gönder