Devlet…
Ömrünüz boyunca devlet için seversiniz, devlet için nefret edersiniz. Devlet için coşkuyla kan döker, öldürür ve ölürsünüz. Sonra bir gün devlet, kendine yeni kullar, yeni müminler, yeni katiller, yeni bir ümmet edinir ve sizin etinizi, kemiğinizi, ruhunuzu paramparça eder. Size yaptıklarıyla yetinmez; ailelerinizle, sevdiklerinizle birlikte tüm yaşamlarınızı ve umutlarınızı da paramparça eder.
Bu öfke karşısında yapabileceğiniz hiçbir şey yoktur. Öncesini boş verin…
1960, 62, 63, 71, 80, 93, 97, 2001; Balyoz, Sarıkız, Ayışığı, Eldiven, Gezi, 15 Temmuz ve 15 Temmuz sonrası Erdoğan–Bahçeli ittifakı… Dağılan hayatları, paramparça edilen aileleri, inim inim inleyenleri, kahrolanları, ölenleri, ölmekten beter edilenleri tek tek hatırlamak ne zor, değil mi?
Devlet böyledir. Bugünün efendilerinin, bugünün devlet müminlerinin de âh u zârı pek yakındır. Bunu murat ettiğimden değildir böyle söylemem; örüntüyü az önce verdim, örüntü yalan söylemez. Bu, muhakkak yaşanacak.
Bizler güzel günlerin gelmesini beklerken mutsuzluktan ölmüş olacağız. Bugünün efendileri, bu enkazdan sağ çıkmış öfkeliler tarafından paramparça edilecek ve devletin yeni ümmeti olacaklar. Ve bizden sonra gelen bizim gibi politik yurtsuzlar, bu paramparça edenlere bizler gibi yumruk sıkacak, öfke duyacak ama hiçbir şeyi değiştiremeyecekler.
“Tarih, felaketlerin hız kesmeden birbirini izlediği bir laboratuvardır; biz ise aynı hataları tekrar etmeye mahkûm denekleriz.” E. M. Cioran
Yüksek keder.

Yorum gönder