Şimdi yükleniyor

Küllü Hâlin Yezûlü Öyle Mi?

İnsanların çok hâli var. İnsan hâlden hâle girer; insandır sonuçta: zayıftır, acizdir, iki yüzlüdür. Riyakardır, bencildir, korkaktır. Acıkır, hasta olur, üşür; sıcaktan bunalır. Gece olunca sabahı bekler, sabah olunca geceyi. Kendine yalan söyler, başkalarına yalan söyler. Bunların her biri için sayısız örnek verilebilir.

Yaklaşık yirmi yıllık avukat bir kadın. Alkol aldığı ve arkadaşlarıyla dışarı çıkmayı çok sevdiği için eşiyle boşanmanın eşiğine gelmişti; son anda eşinin yumuşamasıyla durum geçici olarak düzelmişti. Namaz kılıyor, umreye gidiyor, alkol alıyor, çok sevdiği erkek kankaları var, alkolü evde değil dışarda almayı seviyor. Saatlerce konuştuk ve sonunda bana, ”Çok cesursun. Din hakkında konuşurken dikkat et, yanmaktan korkmuyor musun?” dedi. Aklım almıyor. Ahlaktan, dinden, tanrıdan anladıkları şeyi aklım almıyor. Sekiz milyonluk cipe biniyor, kırk milyonluk bir dairede oturuyor; yılda iki‑üç kez yurt dışına çıkıyor ve bu sıralar Almanya’ya yerleşmenin derdinde. Bu ülke bitti, diyor. ”Siz bitirdiniz. Dibini de sıyırın öyle gidin bari,” diyorum. Bu arkadaş —dudakları, göğüsleri, elmacık kemikleri, göz altı torbaları estetikli; daha başka estetikleri de var ama saymak istemiyorum— durumuna şöyle yazmış:

كُلُّ حَالٍ يَزُولُ

Yani: “Her hâl geçicidir.”

Beni en çok yoran, en çok öfkelendiren şeylerden biri; ait olduğum, ait olduğumu sandığım mahallenin yüzsüzlüğü ve kendine körlüğü. Bu kadar ahlaksız, bu kadar doyumsuz; dünyanın her teklifine şehvetle koşan, coşkuyla katılan; hayatı büyük bir iştahla yaşayan ama doymayan… Elli yaşında, altmışında, yetmişinde hâlâ yirmi yaş ruhuyla yaşayan; yaşlanmayan, yaşlanmamak için elinden geleni yapan; daha fazla yemek, daha fazla biriktirmek, daha fazla gezmek, bu dünyaya daha fazla ait olmak için (karbon) ayak izi bırakmak isteyen; daha çok dolar, daha çok avro, daha çok araba, daha büyük evler uğruna yapmadığını bırakmayan bir mahalle.

Ama iş ahkâma gelince aynı ağızdan şunu söylüyorlar: “Her hâl geçicidir.” İnsanların nasıl yaşayıp yaşamadıklarıyla bir derdim yok. İnsan çelişkinin çocuğudur; bunu biliyorum. İnsandan mutlak bir tutarlılık da beklemiyorum. Ama bu kadarı… Bu kadar tutarsızlık; bu kadar çok kimlik ve kişiliği aynı bedende taşımak; dünyaya böylesine şehvetle sarılırken sanki dünya ile arasında mesafe varmış gibi tavır takınmak, ahkâm kesmek…

Bence bu bir dolandırıcılıktır. Hem de çok ciddi bir dolandırıcılık.