Şimdi yükleniyor

Kutsal Şebekeler ve Çeteler

İran’da bugün olan şey aslında yeni değil. Çok eski bir fikrin, kutsal bir soy fikrinin, modern zamanlarda yeniden sahneye çıkmasından başka bir şey değil.

İran’da yaşanan, ülkenin en tepesindeki dini ve siyasi makamın bir aile içinde devredilmesi, İbrahimi dinlerin bir geleneği. Bir liderin yerine oğlunun geçmesi. İlk bakışta bu, sıradan bir siyasi tartışma gibi görünebilir. Ama biraz geriye çekilip baktığınızda meselenin yalnızca bugünün siyasetiyle ilgili olmadığını fark edersiniz.

Çünkü Şiî düşüncesinin merkezinde zaten kutsal bir aile fikri var. Peygamberin ailesi, yani Ehlibeyt. Bu aileden geldiğine inanılan imamlar ve onların baba oğul şeklinde devam eden bir silsilesi. Bu silsilede dini otorite, bilgi, masumiyet ve Tanrı tarafından seçilmişlik iddiası hep aynı soy içinde dolaşıyor.

Küçük bir hatırlatma yapayım. Muhammed’i ya da İbrahim’i sevmek yetmez. Ailesini, akrabalarını da sevmeniz gerekir. Salli Barik dualarını hatırlayın. Sürekli tazimde bulunmak, dua etmek, sevdiğinizi ve onların milletinden ve ümmetinden olduğunuzu kendinize, Tanrı’ya ve topluma hatırlatmanız gerekir. Ne kadar tuhaf. İbrahim’i ve ailesini neden sevmek zorunda olduğunuzu hiç düşündünüz mü? Ya da Ehlibeyt’i? Devam edelim…

İran’daki bugünkü tabloya bakınca insan ister istemez şu soruyu soruyor: Bu gerçekten yalnızca siyasi bir tercih mi, yoksa çok daha eski bir düşüncenin, bir geleneğin cebri mi?

Bunu anlamaya çalışalım birlikte. İran’daki güncel tartışmanın arkasındaki teopolitik arka planı anlamaya çalışalım. Kutsal soy, kutsal aile, kutsal kan fikrinin nasıl ortaya çıktığını ve nasıl bir düşünce dünyası yarattığını görmeye çalışalım.

Bu yüzden önce İslam kaynaklarında sık sık karşımıza çıkan bir örüntüye bakacağız. Peygamberler arasında görülen akrabalık bağlarına. Baba-oğul, kardeş, kuzen, amca-yeğen ilişkilerine. Ardından Şiîliğin merkezinde yer alan on iki imam silsilesine bakacağız. O da baştan sona baba-oğul şeklinde ilerleyen bir soy zinciri.

Bütün bu tabloya yan yana bakınca insanın zihninde ister istemez bir soru beliriyor:
Bu gerçekten ilahi bir düzen mi, yoksa tarih boyunca kutsallaştırılmış bir aile ve soy anlatısı mı?


Kutsal Şebekeler

İslam tarihine bakıldığında peygamber olarak anılan kişilerin çoğu akrabalık bağlarıyla birbirine bağlıdır. Bu zincirde baba-oğul, kardeş, amca-yeğen, kuzen gibi ilişkiler öne çıkar. Örnekler:

  • İbrahim – İsmail: Baba ve oğul
  • İbrahim – İshak: Baba ve oğul
  • Yakup – Yusuf: Baba ve oğul
  • Musa – Harun: Kardeş
  • Nuh – Sam, Ham, Yafet: Baba ve oğul
  • Davut – Süleyman: Baba ve oğul

Bu örnekler, peygamberlerin hem ailevi hem de toplumsal bir ağ üzerinden görevlendirildiği izlenimini verir.

Burada durup basit bir soru sormak gerekiyor:
Tanrı gerçekten insanlara mesaj gönderecekse neden sürekli aynı aileyi tercih ediyor?
Neden peygamberler, imamlar ve kutsallar hep aynı soy ağacında dolaşıyor?

Şiî inancında ise bu sistem daha da belirgin ve kurumsallaşmış bir hâl alır. On iki imam inancı, “Allah’ın seçtiği, masum ve dini yönetme yetkisine sahip” liderlerin tek bir aile zincirinden geldiğini öne sürer. Bu zincir, Peygamberin kızı Fatıma ve damadı Ali ile başlar ve Hüseyin’in soyundan baba-oğul şeklinde devam eder:

  1. Ali ibn Abi Talib – Peygamberin kuzeni ve damadı
  2. Hasan ibn Ali – Ali’nin oğlu
  3. Hüseyin ibn Ali – Ali’nin oğlu
  4. Ali ibn Hüseyin Zeyn el-Abidin – Hüseyin’in oğlu
  5. Muhammed el-Bakır – onun oğlu
  6. Cafer es-Sadık – onun oğlu
  7. Musa el-Kazım – onun oğlu
  8. Ali er-Rıza – onun oğlu
  9. Muhammed et-Taki – onun oğlu
  10. Ali el-Hadi – onun oğlu
  11. Hasan el-Askerî – onun oğlu
  12. Muhammed el-Mehdi – onun oğlu (gaybette)

Bu zincir, okuyucuda “kutsal bir aile şebekesi” algısı yaratır: her imam, öncekinin oğlu; masum ve ilahi onaylıdır. Bu durum ahlaki ve politik bir olguya dönüşür: aileye bağlılık ve soy temelli meşruiyet, inanç üzerinden meşrulaştırılır.

Modern bir bakış açısından bu sistem akıl ve mantık açısından tartışmalıdır:

  • Kutsallık ve masumiyet iddiaları doğrulanamaz. Kendilerini refere ettikleri Tanrı’dan bir teyit alamıyoruz.
  • Akrabalık üzerinden yönetim, hanedanlık fikrine benzer.
  • Ehlibeyt kavramı, temelde bu kutsal aile şebekesini destekler.
  • Tarihsel olarak pagan, monarşik ve putperest toplumlarda işlevsel olabilir. Fakat modern zamanlarda, bunca aydınlanma mücadelesinin yaşandığı bir çağda, birey ve akıl ile dalga geçmektir bu.

Hasılı, hem peygamberler zinciri hem de on iki imam inancı, akrabalar üzerinden inşa edilmiş kutsal bir şebeke görüntüsü verir. Bu, insan onuruna, ahlakına ve yaşanan, çilesi çekilen aydınlanma fikrine büyük bir hakarettir.

Kutsal aile, kutsal kan, kutsal soy, Ayetullah, masumluk fikri vs. en ilkel putperestliktir. Bunu milyonlarca insana cebretmek, bu fikri yaşatmak için yapılan her eylem insanlık suçudur.

Tanrıyla bağ kurmak için neden bütün o aileyi, o sülaleyi de sevmek zorundasınız? Haklarında neredeyse hiçbir şey bilmediğiniz insanları sevmek, onlara sürekli tazimde bulunmak, onları tasdik etmek ve masumluklarına şehadet etmek neden gerekiyor? Tanrıyı sevmek için neden bir soy ağacını da sevmek zorundasınız? Bunu bir kez daha düşünün.