Rüyada Kamyon Devirmek Hayırlı Tabir
Devrime karşıyım. Çünkü bir şeyi devirmek kolaydır. Peşinize işsizleri, köylüleri, öfkelileri, suça bulaşmış insanları, kapalı devre çalışan örgütleri takarsanız devrim yapabilirsiniz. Kalabalık bulmak, öfkeyi büyütmek, bir rejimi yıkmak kolaydır.
Ama mesele devirmek değil; mesele inşa etmektir. O devrimi kimlerle yapıyorsunuz? Aynı insanlarla daha iyi, daha renkli, daha özgür, herkesin ekmekten, güneşten, aşktan daha fazla istifade edebileceği bir düzen kurmak mümkün mü? Örneği var mı?
Zaten tarihte de görülüyor: Devrim, özellikle doğu toplumlarında romantik bir merak konusu olmuş ama sonuç neredeyse hiç iyi olmamış. “Hangi ülkeler devrim yaşamadan ilerlemiş?” diye merak edip baktım; İsveç, Norveç, Danimarka, Japonya, Güney Kore gibi örnekler çıkıyor. Bunlar devrim yaşamamış, sadece reformlarla gelişmiş, kalkınmış, huzurlu toplumlar.
Öte yandan komünistlerin devrim aşkı, İslamcıların devrim aşkı, faşistlerin devrim aşkı… Bunların hepsinin bir çeşit zihinsel hastalık olduğunu düşünüyorum. Çünkü devrim, insan malzemesine düşman bir fikir.
Halkla kavga ederek bir toplum kuramazsınız.
Kavga edeceğiniz insanlar kim?
Benim annem, teyzem, kız arkadaşım, alt kat komşum, çocuğumun arkadaşları, onların anneleri babaları…
Bu insanlar Müslüman, geleneksel, biraz iki yüzlü, biraz korkak, biraz tutucu, biraz iyi, biraz kötü… Ama hepsi bizim ailemiz. Hayatımızın içindeler.
Onları kıyma makinesinden mi geçireceğiz?
Tankla uçakla mı terbiye edeceğiz?
Toplumu ikna etmek bu kadar kolay mı sanıyoruz?
Bu ülkede devrim çok kez denendi. Sonuç?
Kavga büyüdü, öfke büyüdü, ölüm çoğaldı, yoksulluk çoğaldı.
Devrim hiçbir zaman işe yaramadı; bundan sonra da yaramaz.
Suriye’de de böyle oldu, Libya’da da, Mısır’da da, Rusya’da da.
Bir düzeni devirdikten sonra, yerine koyduğunuz şeyi korumak için bu kez siz en acımasız, en muhafazakâr, en ceberut güç olmak zorunda kalıyorsunuz. Çünkü devirdiğiniz düzenin intikamından korkuyorsunuz.
Sonunda devrim kendi mağdurunu, kendi mazlumunu, kendi kölesini yaratıyor.
Toplumu bütünüyle değiştiremezsiniz.
Bu insanlar bir İKEA rafı değil ki, söküp yerine yenisini takasın.
Sabırlı olacaksınız. Katlanmayı öğreneceksiniz.
Toplum tek tek, mahalle mahalle, yavaş yavaş değişecek. Eğer değişecekse…
AK Parti’nin yaptıkları da bir tür devrim.
Ve bugün toplumda büyük mutsuzluk var. Neden? Devrimse al sana devrim! Tek iyi devrim bizimki mi? Demek ki devrim, adı ne olursa olsun, iyi bir şey değil.
Çünkü devrim, mutlaka kendi düşmanını üretir; mutlaka kendi mazlumunu yaratır.
Ben de isterim ülkemiz İsveç gibi, Norveç gibi, İtalya gibi olsun. Ama devirmeyle olmuyor.
İnsanların çoğu neyse mahalle odur; mahalle neyse kent odur; kent neyse ülke odur. Okulu da odur, hastanesi de, mahkeme salonu da, ordusu da.
Tüm sermayeyi yok etsek de (komünist devrim), tüm gayrimüslimlerin yok etsek de (islamcı devrim), tüm devleti yok etsek de (kapitalist devrim), tüm gayri türkleri yok etsek de (kemalist devrim), tüm erkekleri hadım etsek de (feminist devrim) yine, olmayacak dediklerimiz olacak. Sorun biziz çünkü. Kendimizi devirmenin yolunu da başka zaman konuşuruz.




Yorum gönder