Şimdi yükleniyor

İnancın En Sakil Hali: Lanet!

Necran bölgesinden gelen bir Hristiyan heyeti, Medine’de Hz. Muhammed ile Hz. İsa’nın teolojik konumu üzerine uzun tartışmalar yapar. İki taraf da kendi argümanlarında diretince ve tartışma bir uzlaşıya varmayınca şu ayet iner:

“Sana gelen bu ilimden sonra, kim seninle bu konuda tartışmaya girerse de ki: ‘Gelin, oğullarımızı ve oğlularınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım; sonra da karşılıklı lanetleşelim de Allah’ın lanetini yalancıların üzerine kılalım.'”

Hz. Muhammed bu lanetleşmeye giderken yanına kızı Hz. Fatıma’yı, damadı Hz. Ali’yi ve torunları Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin’i almıştır.

Peki sonra; Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin’in akıbeti nasıl olmuştur, ne olmuştur?

Kırmaktan, kaba ve sakil olmaktan, acıyı hafife almaktan, 14 asır önce yaşanmış da olsa evlat ve eş acısını küçümsemekten ve bunu kullanmaktan Tanrı’ya sığınırım. Ancak sormadan edemiyorum: Haklı çıkmak için bir insan, kendi ailesini pazarlık konusu yapar mı? Ben çocuklarımın yüzlerine bakmaya kıyamıyorum. Ne kendi ailemi ne de başkasının ailesini böyle bir pazarlığa konu ederim.

Bu pazarlığı ve sonrasında yaşananları bütüncül düşünün, akledin, merhamet edin ve neye inandığınızla yüzleşin diye bu örneği veriyorum.