Şimdi yükleniyor

Kalbi Diktatörlüğe Isındırılacaklar

Nereden başlayacağımı bilemiyorum ama anahtar kavramımız iktidar olsun.

Dini iktidarın en güçlü vaizleri, temsilcileri ve kitleleri en kolay harekete geçirebilen isimleri ne diyor? “Allah’ın iktidarını kabul ettiğiniz sürece hangi suçu işlerseniz işleyin affedilirsiniz.”

Hatta Cübbeli, “Annenize tecavüz edip onu öldürmüş olsanız bile tövbe ettiğinizde tövbeniz kabul olur; günahlarınız affolunur. Yeter ki Allah’ın iktidarını kabul edin.” diyor.

Kur’an’da da en büyük suçun, hatta “günah” demenin bile yetersiz kalacağı fiilin şirk olduğu söylenir. Yani Allah’ın otoritesine ortak koşmak.

Birisi size bir iddiayla geliyor ve diyor ki: “Seni, çoluğunu, çocuğunu, develerini yaratan budur. Adı Allah’tır. Şunlardan hoşlanır, şunlardan hoşlanmaz. Yapmanı ve yapmamanı istediği şeyler bunlardır.” Sonra da sizden buna inanmanızı, şehadet getirmenizi, yani buna tanıklık etmenizi istiyor.

Eğer bunu kabul etmezseniz, size bu bilgileri getiren kişinin anlattığına göre Tanrı öyle öfkeleniyor ki bu dünyada depremler, seller ve felaketlerle sizi cezalandırıyor; ahirette ise sonsuz ateşle tehdit ediyor. Oysa onun iktidarını kabul edip dünyalar kadar günah işlemiş olsanız bile affedilebileceğiniz söyleniyor.

Bunu nereye bağlayacağız?

Şuraya: Bu iddiaya inananların siyasal duyguları da çoğu zaman buna benziyor. Onların iktidarını kabul ettiğiniz sürece çok fazla sorun yaşamazsınız. Ama iktidarlarını kabul etmediğinizde, Allah’ın size vaat ettiği bütün felaketleri bu kez kendi elleriyle, seve seve, coşkuyla ve tekbirlerle size yaşatıyorlar.

Bütün İslam devletlerine bakınız. İster utangaç bir diktatörlük olsun, ister özgüveni yüksek bir diktatörlük, ister arsız bir diktatörlük… Fark etmiyor; mantık hep aynı.

Bugün piyasada, İslamcı AK Parti’nin özgürlüğüne ve sermayesine çöktüğü insanlara bakınız. Bu insanlar çoğu zaman hırsızlık yaptıkları, hovardalık ettikleri ya da ihalelerde usulsüzlük yaptıkları için değil; onların iktidarını hiçe saydıkları için cezalandırılıyorlar. Buna karşılık, iktidarlarına biat edip adeta onlara şehadet getirdiklerinde sicilleri temizleniyor.

Hatta bir süredir görevden ayrılanların, ayrılırken af dileyerek ayrılması dikkat çekiyor. Bu durumun neredeyse hiç kimsenin dikkatini çekmemesi de ayrıca düşündürücü.

Dini, siyaseti, kaşları çatık, yumrukları sıkılı bu öfkeli kalabalığı; özgürlüğün ve kahkahanın son gazisi Deniz’i bu çerçevede düşününüz.

Geleceğinizi bu çerçevede düşününüz.

Demokrasinin, cumhuriyetin, özgürlüğün ve laikliğin kıymetini de bu çerçevede düşününüz.