Nadir Element Olarak Jelibon
Filistin değil, Suriye değil, Irak değil, İran değil, Mısır değil, Libya değil, Pakistan değil, Özbekistan değil, Moğolistan ya da Türkistan değil.
Hiç düşündünüz mü? Türkiye’nin yakın tarihine baktığınızda, devletle başı derde girmiş herkes —ta Cemal Paşalardan Süleymancılara, Gökçek ailesine kadar— Almanya’ya kaçmış. Solcular da Almanya’ya kaçmış, Aleviler de Almanya’ya kaçmış, Kürtler de Almanya’ya kaçmış. 28 Şubat sürecinde şeriatçılar —ki şeriatçılar daha önce de defaatle Almanya’ya kaçmış— hatta ülkücüler, Turancılar vesaire… Onlar da Almanya’ya kaçmış.
“Neden Almanya?” diye düşündünüz mü?
Nur evlerinde —yirmi seneyi geçmiştir, sohbetlere, evlere uğramadım— Said-i Nursi’nin neden Mehdi, Mustafa Kemal’in neden Deccal olduğu konusunu ispat etmeye çalışırken üç beş hikâye anlatırlardı.
Bunlardan bir tanesi şuydu: Bediüzzaman İstanbul’a geliyor. İstanbul’da bir şadırvanda abdest alıyor. Yanına biri yaklaşıp Osmanlı’nın akıbetini, hatta Osmanlı’nın ve Avrupa’nın akıbetini soruyor. Bediüzzaman hiç düşünmeden cevap veriyor ve diyor ki: “Osmanlı bir Batılı devlete, Avrupa da İslami bir devlete gebedir…”
Hani şu “Güneş batıdan doğacak” mevzusu var ya, sanırım onunla da bağlantı kuruyorlar. Bunu bir keramet olarak anlatıyorlar.
Neticede bazı Nurcular gerçekten de Osmanlı’dan Avrupa tarzı bir Türkiye doğduğunu, Avrupa’da da bir İslam devletinin ortaya çıkacağını düşünüyorlar ve Avrupa’daki bu İslami devlet olarak Almanya’yı gösteriyorlar. Almanya’nın İslamlaşacağını düşünüyorlar. Bunu çok büyük bir keramet olarak görüyorlar.
Bence bu altyapıyı oluşturmak için yüzyıldan fazla bir süre çok ciddi bir emek verildi. Buna kimler, içeriden ve dışarıdan, ne ölçüde emek verdi; bunun cevabını işinin ehli olanların anlatmasını umuyorum.
Ama ben örüntüyle ve gözlemle söyleyebilirim ki bugün Süleymancısından Jelibon Kralı Gökçek ailesine kadar Almanya’ya kaçma merakının çok ciddi psikolojik, teolojik ve tarihsel bir backgroundu var.
Filistin değil, Suriye değil, Irak değil, İran değil, Mısır değil, Libya değil, Pakistan değil, Özbekistan değil, Moğolistan ya da Türkistan değil. Bize zorla dayatıp itiraz edeni tekfir ettikleri D8 ülkelerinden herhangi biri değil. Çok tuhaf değil mi bu?
Post-Siyasal İslamcı kapitalistlerin Almanya’sı da Amerika oldu. Erdoğanyal dönemde kurulan vakıf ve derneklerin Amerika’ya sermaye ve merkez taşıması da gelecek yüzyılın konusu olacak sanırım.
Bu, bana göre, çok ciddi, uzun ve tehlikeli bir sohbetin konusu.

Yorum gönder