Şimdi yükleniyor

Anlatı Yoluyla Kendini Yeniden Kurma (Narrative İdentity)

Stand-up yapmıyor; geçmişiyle tekrar tekrar konuşuyor.

Komik olma iddiasındaki bir insan, kırmızı bir perdenin önünde dekor olarak neden yan yatmış kesik bir baş figürü kullansın ki?


Sahnede anlattığı hikâyeler bana sadece mizah gibi gelmedi. Sanki geçmişte içine attığı, söyleyemediği, karşısında sustuğu her şeyi yeniden çerçeveliyor; yaşadığı ilişkileri bugünün diliyle yeniden anlamlandırıyor. Bu yüzden anlattıkları bazen bir espriden çok, uzun zaman sonra verilmiş gecikmiş bir cevap gibi duruyor. Aslında bugünkü seyirciye değil, geçmişte sustuğu insanlara ve o ilişkilerin içinde hissettiği eksikliklere konuşuyor sanki.


Kendini zayıf, güçsüz, dışarıda kalmış biri olarak tarif etmekten çekinmiyor. Ailesini, bedenini, çocukluğunu, korkularını anlatırken sınırlarını çiziyor. Sonra o sınırlar genişliyor. Fatih Altaylı’yı da eleştiriyor, İzmir Belediyesi’ni de, Karadeniz Teknik Üniversitesi’ni de, Erdoğan’ı da. Kendini onların karşısında yeniden konumlandırıyor. Dün karşısında daha çekingen durduğu kişi ya da kurumlarla bugün sahnede yeniden karşılaşıyor. Hesap kapatıyor. Bu kez oyunun kurallarını kendisi koyuyor. Çünkü sahne, gerçek hayatta kaçırılmış hesapların yeniden görülebildiği güvenli bir yer olabilir.


Belki de en çok hoşuma giden tarafı bu. İnsan bazen yüz yüze ilişkilerde kendini istediği gibi kuramaz. Kendine geç kalır, olmak istediği insana geç kalır. Sesi kısılır, cümlesi yarım kalır, cesareti yetmez. Ama sonra zihninde aynı konuşmayı yüzlerce kez tekrar eder. Kimi bunu yolda yürürken ya da sırt üstü yatmış beyaz tavana bakarken sessizce yapar, kimi bir deftere yazar, kimi terapi odasında anlatır. Bu komedyen ise bunu sahnede yapıyor. Her gösteride kendi hikâyesini biraz daha değiştiriyor, biraz daha tamamlıyor.


Burada mizah, başkalarını güldürme sanatı değil; insanın kendi hayatını yeniden yazma biçimidir. Kapanmamış hesapların dile gelebildiği, insanın geçmişte kuramadığı cümleleri bugün kurabildiği bir alan… sahne, bazı insanlar için alkış alınan bir yerden önce, insanın kendini yavaş yavaş tamir ettiği yerdir.