Ölürsem Kabrime Gelme İstemem
Tamam, Mustafa Öztürk’e kızın; onu hayatınızdan çıkarın. Kitaplarını hayatınızdan çıkarın, videolarını, sohbetlerini hayatınızdan çıkarın. Kızdığınız herkese aynı şeyi yapın; herkesi hayatınızdan çıkarın.
Ben böyle yaptım. Telefon rehberimde üç beş kişi kaldı. Sosyal medyada Facebook dışında hiçbir yerde yokum. Orada da üç beş kişi var. Başka kimsem kalmadı.
Bunun doğru bir yol olduğunu düşünmüyorum. Her kızdığınızı hayatınızdan çıkaramazsınız, çıkarmamalısınız. Benim gibi olmayın. Bazı konularda ayrı düşebilirsiniz. Bu konuda Mustafa Öztürk’le de ayrı düşün. Kendi fikrimizi, kendi duygu durumumuzu, kendi duygumuzu, kendi beklentimizi bu kadar kutsamayı; her kızdığımız insanı hayatımızdan çıkaracak kadar önemsemeyi doğru bulmuyorum. Hatta bunun bir hastalık olduğunu düşünüyorum.
Evet, bu hastalığı ben de taşıyorum. O yüzden çok yalnızım. Yalnızlık insanı yorar. Bana yalnızlığın bütün duygularını tek tek saydırmayın; yalnızlık bütün duygularınızı büker. Yalnızlık zordur.
Deniz’i de kuyu tipi cezaevi dedikleri yere kapattılar. Konuşana verilecek, konuşmayı sevene verilecek çok ironik bir ceza.
Bunu size elli yaşına gelmiş, kendini yorgun hisseden, yapmak istediği şeylerin bir kısmını yakalayamamış biri olarak söylüyorum.
Her duygu ya da fikir incinmesi yüzünden insanları hayatımızdan çıkarmayalım. Yalnızlık belki şiirlerde güzeldir, belki filmlerde. Issızlık, sessizlik, tenha olmak sadece romantik filmlerde güzeldir. Gerçek hayatta ise boğucudur. Bu şekilde kendi cezaevinizi inşa etmiş olursunuz.
Yine de siz bilirsiniz.


Yorum gönder